Ece Arcan”Crazy cat lady ha? Hadi ordan!”

İstanbul Channel programcısı ve Hayatını hayvanlarla yaşamayı seçmiş Ece Arcan toplumun bu insanlara yaptığı zorbalığa dikkat ceken son yazısını İstanbul Channel takipçileri ile paylaştı.

Crazy cat lady ha? Hadi ordan!

Uzun zamandır aklımda olan kafamda kurduğum sonlarına doğru çok sertleşen dilimden dolayı daha sakin bir zamana ötelediğim yazıya geldi sıra..

Çıkış noktam Simpsonlar’dan hatırladığımız sinirlendiği zaman kedi fırlatan çok fazla kedi ile yaşayan ruh hastası olarak empoze edilen ama gençliğinde hem tıp hem hukuk okumuş idealist bir kadın olan ‘crazy cat lady’ karakteri bir gün stresten kaçmak için bir kedi almaya karar verir, bir kedi asla bir kedi değildir dedirten olay sonrası malum kaçınılmaz son..

Bu “crayz dog lady” veya “crazy cat&dog lady” olarak da genişletilebilir.

Tabii ki belirtme gereği duyuyorum, bahsettiğim şey hayvanların ölümleri pahasına onları bir eşya gibi istifleyen ciddi mental rahatsızlığı olan kişiler değil, bu rahatsızlığa sahip kişilerin canlı veya cansız ayrımı yoktur onlar için tek öncelik biriktirmektir ve tedavi gerektiren bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

Bu yazının ana konusu çıkış konusuyla da ilintili, çok fazla hayvanla yaşamaya karar vermiş insanlara bütün toplumlar tarafından kafayı yemiş muamelesi yapılması nedense normal karşılanan bir kusur.

Neden mi kusur?

Toplum hastalıklı çünkü ve bu topluma ayak uydurmamak, uydurmak istememek insansı sorunlara maruz kalmaktan uzak ve sürünün peşine takılıp gitmemek toplum tarafından hastalıklı,uyumsuz insan damgası yemek için yeterlidir.

İnsan ruhunu gayet temiz tutmak isteyebilir, insansı hırslar, kavgalar, iyilikler ardına saklanan çıkarlar ve nezaketten uzak zorbalık yapan insanlardan kendini korumak isteyebilir bu bir seçimdir ve saygı duyup takdir etmek varken bu tür insanlar hor görülür. Kendinden doğan çocuğu bu denli sahiplenmeyen anneler, babalar dururken, doğurmadığı onlarca cana fedakarlık yapıp sahip çıkan insanları hor görmek kusur değil de nedir?

Aslına bakarsanız ben de insanlardan uzak, hayvanlarla yaşamayı seçmiş biriyim ve bu halimden çok mutluyum. Bana ne güzel bir hayatın var deyip yeri geldiğinde üstüne vazife olmadığı hadsizlikle ben senin iyiliğini istiyorum ayağına biraz sosyalleşsen hatta abartıp evlensen diyen insanları bozup atmaktan zevk aldığım da doğrudur! İstisnasız bana nasihat vermeye kalkan insanların hayatlarına bakıyorum da başarısız evlilikler, sorunlu ilişkiler, kötü aile bağları, sorunlu çocukları, para kazanmak adına başkasının emrinde çalışarak harcadıkları ömürleri, bağımlılıkları ile normal bir yaşam sürdüklerini zannedenler, benim yaşam koşullarım düşünüldüğünde bu taraftan bakınca oldukça endişe edilesi hayatlara sahipler oysa.

Şu bir gerçek her insan evlenip üremek zorunda değildir, her insanın kendine farklı misyonlar edinme özgürlüğü vardır ve diğer herkes buna saygı duymayı öğreneceği yüksek bilince ulaşmalı, kendi gibi yaşamayanı ; aman bu anormal, asosyal, kafayı sıyırmış, diye aşağıya çekmek çok gaddarca geliyor bana.

Bu insanlara göre sürünün peşinden herkes gibi gittikleri müddetçe hiç bir sorun yok, kendilerince yargı dağıtmaya sonuna kadar hakları var, çünkü onlar çoğunluğun, toplumun bir parçası “normaller”

Meselâ bizim gibilerin ruh hastası ve deli damgası yemesini masaya yatıralım biraz..

Çoğunluğun sosyalleşmek dediği prenses ve prens gibi girdikleri mekandan dağılmış halde çıkan, bu ortama üstüne para veren insanların eğlence anlayışına saygı duyuyorum ama bu bize uymadığı daha sakin ve kendi halinde dingin bir yaşamı seçtiğimiz için evet uyumsuzuz..

Partner peşinde koşmadığımız buna ihtiyaç duymadığımız başka insanların ilişki dediği ama bize göre karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan zaman kaybından öteye gitmeyen ilişkilere kendimizi atmadığımız için evet uyumsuzuz..

Yolda karşımıza çıkan, aç, hasta ve hatta can çekişen bir hayvan görünce vah vah yazık demek yerine onun için bir şeyler yapmayı seçtiğimiz kafamızı çevirip gidemediğimiz, gerekirse bir tatil parasını o hayvanı iyileştirmek için harcamayı seçtiğimiz için evet sorunluyuz..

İnsan ilişkilerinde, konuşarak kendini anlata anlata bitiremeyip, allayıp pullayan ama zamanla içlerinden değersiz bir teneke çıkan insanlara tahammül edemeyip, konuşmadan sadece hissederek ve hissettirerek koşulsuz sevgiyi yaşamayı seçtiğimiz için evet sorunluyuz..

Çok fazla hayvanın sorumluluğu ile yaşadığımız için 2 can dosttan fazlasına vaktimizi ayırmayı seçmediğimiz, misafir sevmediğimiz için evet uyumsuzuz.

Lüks yaşamı, ortamlara akmayı, tatil yapmayı ve pahalı restoranlara harcayacağımız parayı bir hayvanın hayatını değiştirmek için kullanmayı seçtiğimiz için evet sorunluyuz.

Taktik ve entrikalar bize ağır geldiği daha saf ve çıkarsız sevgilere yöneldiğimiz için evet sorunluyuz.

Sizden her konuda daha duyarlı hatta size göre hastalıklı ve abartılı derecede duyarlı olduğumuz için özür dileriz, evet kusurluyuz..

Kendinden çıkmış bir canlıyı sevmek normal olmasına rağmen kutsal kabul edilirken kendi cinsinden bile olmayan onlarca canlıya maddi, manevi sahip çıkmak rahatsız ve kafayı sıyırmış insan damgası yemeyi hak ediyorsa, bence toplumun oturup ne kadar kötücül ve yozlaşmış olduğunu düşünmesi gerek!

Ve son bir grup var ki bu emeği ve maddiyatı insanlara değil de hayvanlara yapmayı seçtiğimiz için iyiliğimizi sert bir dille kabul etmeyen, yabani bir ot kadar bu hayatta işe yaramamış grup. Onları anlatmak için ayrı bir yazı gerek.

Lütfen şu hayatın bir yerinden tutmuş güzelleştirmek için uğraşan bizi rahat bırakın ve bize önerdiğiniz her şeyi kendiniz hayata geçirmeyi bir kere olsun deneyin.

Ama nerdeeeee?

Belki de çok yakın ve iyilerin hüküm sürdüğü bir gelecekte..

Neden olmasın?

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp İhbar Hattı
Merhaba ;
Nasıl yardımcı olabilirim?