Yazıları ile binlerce insanın gönlüne taht kuran Ece Arcan,bayram için kaleminden dökülenleri İstanbul Channel takipçileri için paylaştı.

Bayram deyince aklıma hep çocukluğum geliyor.
Babaannemle, annemle alışverişe çıkardık; babaannem “seneye de giyersin” diye hep bol elbiseler alırdı, ben de gidip bellerini sıkar, kendime göre yapardım.

Ayakkabılarımı başucuma koyduğum geceleri de yaşadım, evet… klasik ama insanın içini ısıtan cinsten.
Sabah bayram kahvaltısı başlı başına bir şölendi.
Öğle yemeği babaannede; bütün kardeşler, torunlar bir arada…

Akşam ise anneannemin evi; bu sefer tüm torunlar, damatlar, gelinler, herkes aynı sofrada.
Kalabalık, gürültülü ama tuhaf bir huzuru olan sofralar…
Bir de büyük amcamın hazırladığı harçlıklar…
O zamanın en büyük banknotu neyse—20 mi 50 mi—ondan başlayıp en küçüğe doğru yelpaze gibi dizerdi. Uçlarına da birer mendil iliştirirdi. Resmen sanat eseri gibi bayram harçlığı… Toplardık, sonra dünyayı alabilecekmişiz gibi hissederdik; paten mi istersin, bebek mi… O özgürlük hissi bambaşkaydı.
Çok güzeldi.

Şimdi bakıyorum, bayram çoğu aile için tatil demek olmuş.
Bilmiyorum hâlâ o sofralar kuruluyor mu… Umarım bir yerlerde hâlâ kuruluyordur.
Çünkü büyükler gidince sadece insanlar gitmiyor, o sofralar, o sesler, o bağ da yavaş yavaş eksiliyor.
O yüzden tek bir şey söyleyebilirim:
Büyüklerinizin kıymetini bilin. Üç dört kuşağı bir araya getiren hep onlar oluyor.

Onları her bayram saygıyla analım.
Ve bu geleneği yaşatmak için biraz çaba gösterelim… çünkü kimse yapmazsa, o sofralar gerçekten sadece anılarda kalır.
Herkese iyi bayramlar.


