‘Yasadışı Ticaretle Mücadele’ TOBB’Da Masaya Yatırıldı.

TOBB BAŞKANI HİSARCIKLIOĞLU’NUN YASADIŞI TİCARETLE MÜCADELENİN ÖNEMİ KONFERANSINDA KONUŞTU.

Yasa Dışı Ticaretle Mücadelenin Önemi Konferansında sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Sözlerime başlamadan, katılımlarıyla bize şeref veren Sayın Bakanımıza ve Sayın Bakan Yardımcılarımıza teşekkür ediyorum.

Bugün yasa dışı ekonomiyle mücadeleyi konuşacağız. Yasa dışı ekonomiyle mücadele esasında kalkınmanın odak noktasıdır. Toplumun tamamını ilgilendirdiği için de, kamu kurumlarımız, iş dünyamız ve akademisyenlerin etkin işbirliği gerekmektedir.

İşte bugün burada, sektörlerimizin değerli temsilcileriyle, yasa dışı ticaretle mücadelede yapılması gerekenleri konuşacağız. Aramızda akaryakıt, içecek, tütün, elektronik cihaz sektör temsilcilerimiz ve kıymetli akademisyenlerimiz bulunuyor. Bu sektörler; istihdam, ihracat, kamu geliri ve katma değeri yüksek üretim güçleriyle ülkemizin kalkınmasında önemli paya sahiptir. Bu nedenle ilk konferansımıza bu sektörlerle başladık. Bakanlığımızla konferans dizisi olarak planladığımız toplantılarda, ayrı ürün gruplarını ele almaya devam edeceğiz.

Kıymetli Katılımcılar

Yasa dışı ticaret, kapsamlı bir sorundur. En başta kaçakçılıktır, marka-patent ihlalidir, vergi kaçırmaktır. Ülkeleri, kamu maliyesini ve adil rekabet ortamını bozmaktadır. Halk sağlığına ve toplum güvenliğine de tehdit oluşturmaktadır. Faaliyetlerini yasal zeminde sürdüren sektörler ve ticaret erbabı açısından da haksız rekabet ortamı oluşturmaktadır.

Ayrıca iş barışına da tehdittir. Çalışanlar arasında huzuru ve güveni bozmaktadır. Vergi gelirlerindeyse, önemli kayba neden olmaktadır. Yasa dışı ticaret nedeniyle yaşanan gelir kaybı tahmin edildiğinden de fazladır. Sadece buradaki 4 sektörden kaynaklı vergi geliri kaybı 50 milyar TL’yi geçmektedir. Bu da 2021 yılı ÖTV gelirlerinin neredeyse 4’te 1’ine denk gelmektedir. Yani, yasa dışı ticaret, kamu gelirlerinde çok önemli bir kayba neden olmaktadır.

İş dünyamız için en önemli unsur, aynı şartlarda rekabet edebilmektir. Ancak kayıt dışı kalan şirketler, işini dürüst yapan şirketlerimizin rekabet gücünü önemli ölçüde azaltmaktadır. Yani bu şu demek; iki komşu aynı işi yapıyor. Biri işini düzgün yapıyor, vergisini zamanında ödüyor. Diğeri ise vergi kaçırıyor. Ya da taklit ürün satıyor. Hiçbirimizin, böyle bir haksız rekabet ortamını kabul etmesi mümkün değildir.

Bununla birlikte Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kayıtlı ekonomiye geçişte çok önemli mesafe kat etmiştir. Ticaret Bakanımız Sn. Mehmet Muş tarafından son zamanlarda alınan tedbirlerlerle birlikte, İçişleri Bakanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığımız ve kolluk kuvvetlerimiz topyekun bir mücadele halindedir.

Bu süreçte sizlerinde bildiği gibi; Geleneksel metotlardan dijitale geçiş hızlanmış, E-fatura, e-irsaliye, e-gider pusulası gibi kavramlar hayata geçirilmiş, İhracat beyannameleri dijital ortama taşınmış, EPDK otomasyon sistemleriyle stok izleme anlık hale getirilmiş, Hal Kayıt Sistemi ile e-belge uygulamaları entegre hale getirilmiştir.

Bu saydıklarım ilk aklımıza gelenler. Bunun dışında birçok faaliyet başarıyla devam etmektedir. Ancak yasa dışı ticaretle mücadele, süreklilik arz eden bir meseledir. Yani ne yaparsak yapalım, süreci sürekli izlemeli, kendimizi geliştirmeliyiz. Çünkü dünya çok hızlı değişiyor.

Dijitalleşen süreçler, bir yandan verimliliğimizi arttırırken, diğer yandan kayıt dışı şirketleri farklı metotlar geliştirmeye yönlendirmektedir. Bu nedenle mevzuat düzenlemelerini teknolojik gelişmelerle harmanlamalıdır. Verinin izlenmesi ve etkin yönetilmesine yönelik bir altyapıyı, tüm kurumlarımızın katkısıyla oluşturmalıyız. Denetimleri, kararlılıkla ve sıkı bir şekilde devam ettirmeliyiz. İşte burada da kurumlar arası veri ve bilgi paylaşımı öne çıkıyor.

Öte yandan; her vergi artışının kayıt dışını artırdığını da göz ardı edemeyiz. Ben ekonomi tahsili görürken orada öğrendiğimiz ilk söz; “fazla vergi, vergiyi öldürür” idi. Yani vergide aşılmaması gereken sınırlar, eşikler, oranlar vardır. Onlar aşılırsa, daha fazla vergi toplayayım derken, daha az toplamak riski ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle amacımız, hem daha düşük vergi oranları uygulaması ve hem de vergi sisteminin basit ve anlaşılabilir tasarlanması olmalıdır. Vergi tabanını genişletmeye yönelik tedbirler alınmalıdır. Bu bakış açısıyla vergi sisteminde köklü ve yapısal bir reforma ihtiyaç duyulmaktadır.

Kıymetli Katılımcılar,

Biz de TOBB olarak gerek mevzuat düzenlemelerine katkı, gerekse farkındalık yaratma açısından kamu kurumlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın önümüzdeki günlerde açıklayacağı “Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı” kapsamında çok kapsamlı ve detaylı görüş verdik.

2021 yılında; Ticaret Bakanlığımızla Oda ve Borsalarımıza İhracatta Kaçakçılıkla Mücadele Eğitimi verdik. Sektör Meclislerimiz bünyesindeki bazı Meclislerde, kaçakçılıkla ilgili alt komisyonlar kurarak, konuyu mevzuat anlamında da çalışıyoruz. Kamu kurumlarımıza kaçakçılık ve yasa dışı ticaretin önüne geçebilecek tüm önerilerimizi iletiyoruz.

İnşallah, tüm kurumların işbirliği ve dayanışmasıyla yasa dışı ticaretle mücadelede çok daha iyi bir konuma geleceğiz. Sözlerime son verirken; her zamanki gibi bugün de yanımızda olan ve ve bu konuya verdiği önemi gösteren sayın Bakanımıza şükranlarımı sunuyorum. Toplantımıza katılan herkese de ayrıca teşekkür ediyorum. Konferansımızın ülkemiz adına hayırlara vesile olmasını diliyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın