832 bin narsistten biri anlatıyor: ‘Bensiz yapamayacağı hissi…’

Almanya’nın başkenti Berlin’de yaşayan 34 yaşındaki Hanna, narsistik kişilik bozukluğundan muzdarip bir birey. Özellikle insan ilişkilerini dayanılmaz bir hale getiren bu durum Hanna’nın ilişkilerinin de felaket sonlarla noktalanmasına neden oluyordu. Elbette Hanna da insanları kırdığı, yaraldığı, üzdüğü için çok üzgün ancak bu durumu değiştirmek elinde değil…

Tahminen, Almanya’da 832 bin civarında narsist yaşıyor. Pek çok insanın çevresinde eşi, dostu ya da bir yakını, akrabası belki tanı konmuş belki de gizli bir şekilde narsist. Gizli narsistlerin sayısının çok daha fazla olduğu düşünülmekte. Dolayısıyla Hanna gibi rahatsızlığı teşhis edilmiş kişilerin hikayesi çok önemli.

Şu örnek epey açıklayıcı olacaktır:

Hanna kesinlikle çocuk sahibi olmak istemediğinden emin. Ancak partneri bunu bilmiyor. Hanna ile çocukları olacağını hayal ediyor. Geleceğini Hanna’yla hayal ediyor. İki çocuk ve kendilerine ait bir ev… Hanna gerçeği söyleyemiyor zira partnerinin geleceğini ‘onunla’ hayal etmesine, çocuklarla birlikte huzurlu bir yuvayı ‘onunla’ düşünüyor olmasına bayılıyor. Onsuz yapamayacağı hissi Hanna’yı mutlu etmekte.

AĞIRLIKLI OLARAK ERKEKLER…

Araştırmalar narsistik kişilik bozukluğundan ağırlıklı olarak erkekler muzdarip. Toplumdaki bazı bireylerin yükseltilmiş özgüven ile kendilerini diğer insanlardan üstün görmesiyle ortaya çıkan bir kişilik bozukluğu olan narsisizm kişinin kendilerine besledikleri çarpıtılmış hayranlık ile yaşamını sürdürmesine neden olmakta.

Lakin ağırlıklı olarak terapi gruplarında veya danışmanların ofislerinde derdini anlatan taraf, bir narsist nedeniyle dert sahibi olan taraf… Zira narsist bir bireyin sorununu kabul etmesi ve sorununa bir çözüm arası yaygın görünen bir durum değil.

Kişilik bozuklukları üzerine çalışan psikiyatrist ve psikoterapist Profesör Claas-Hinrich Lammers, narsistik kişilik bozukluğundan muzdarip olan ve bu durumu ağır bir şekilde yaşayan bireyler genel olarak durumlarının farkındalar. Profesör Lammers, “Bir narsist güven ortamındaysa teşhis konusunda düşünceli davranabilir” diyor ve bu koşulda narsistlerin gerçek hikayelerini anlatabileceğini söylüyor.

‘ANNEM HER ZAMAN ÇOK SOĞUK BİR İNSANDI’

Gerçek ismini paylaşmayan Hanna, hikayesini anlatırken dengeli ve sakin bir ses tonuyla konuşuyor. Geçimini freelance grafik ve web tasarımcısı olarak kazanan Hanna “Annem her zaman çok soğuk bir insandı” diyor ve devam ediyor:

“Beni sevdiğini ya da benimle gurur duyduğunu hiç söylemedi. Kendimi ispat etme baskısı hep çok büyük olmuştu. Asla yeterli olamıyordum.”

Annesi bir keresinde “kötü” davrandığı için uzun saçlarını kısacık kesmişti. Babasının tavrını ise şöyle anlatıyor:

“Babam her zaman şöyle derdi: ‘Annen böyle, sinirlenme.’”

Hanna henüz 10 yaşındayken ebeveynleri boşanma kararı aldı. Daha 16 yaşında taşınana dek annesiyle birlikte yaşadı. “Annemin benimle gurur duyduğu tek bir an vardı. Üniversiteyi birincilikle bitirdiğim o an” diyen Hanna, o gün annesinin de aslında bir narsist olduğunu anladığını söylüyor.

Uzmanlar, aile içerisindeki ebeveynlerde gözlemlenen mükemmellik kavramlarının çocukta narsistik kişilik yapısını oluşturabileceğini vurguluyor.

Profesör Lammers, “Bilim bize gösteriyor ki vakaların yüzde 50 ila 70’inde bozukluk genetik kaynaklı. Ancak bilim henüz bunun nasıl bir transferle gerçekleştiğini söyleyemiyor” diyor.

Hanna her zaman annesinden farklı olmak istese de çoğunlukla narsistlik ağır basmış. Bu durum özellikle gönül ilişkilerinde ortaya çıkmış. Online flört platformlarını kullanmıyor. Zira erkeklerin kendisini beğenmeyeceğini düşünüyor. Sürekli kendisini diğer kadınlarla kıyaslıyor ancak erkeklerle direkt olarak konuşabilecek kadar da özgüven sahibi.

İlişkilerinde zaman geçtikçe Hanna’nın narsist yüzü daha çok ortaya çıkıyor ve korkunç derecede kıskançlıklar başlıyor: “Her zaman tartışmasız bir numaralı ilgi odağı olmak istiyorum.”

KALICI BİR ÇÖZÜM YOK…

Bu durum zaman ilerledikçe sevgilileri için dayanılmaz hale geliyormuş. Kavgalarla, hatta Hanna’nın bir keresinde partnerine eline geçen eşyaları fırlatmasıyla, sonuçlanan ilişkilerin ardından terapi kararı alan Hanna yıllardır emek veriyor artık durumunun farkında ancak Profesör Lammers ise kalıcı bir çözüm olmadığını söylüyor:

“Kişilik değişikliği olmaz ancak narsistik özelliklerin zayıflaması mümkün. Tek başına bu durum bile narsistler için büyük bir zorluk.”

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr 

*Bu haberde yer alan bilgilerin büyük bir kısmı Die Welt’te “Persönlichkeitsstörung: Hanna, 34, ist diagnostizierte Narzisstin” başlığıyla yayınlanan makaleden derlenmiştir.

Kaynak: Web Özel

Bunları da sevebilirsiniz

Whatsapp İhbar Hattı
Merhaba ;
Nasıl yardımcı olabilirim?