Açlık Sınırı 35 Bin Lirayı Aştı: Emekçinin Geçim Mücadelesi Derinleşiyor

Yazan: Emin Kan

TÜRK-İŞ’in açıkladığı son veriler, Türkiye’de milyonlarca vatandaşın her geçen gün daha ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 35 bin 174 liraya yükseldi. Aynı ailenin barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli olan yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 liraya ulaştı.

Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 45 bin 488 lira olarak hesaplandı.

Bu rakamlar yalnızca ekonomik bir veri değil, aynı zamanda toplumun içinde bulunduğu sosyal gerçeğin de özetidir. Çünkü bugün milyonlarca çalışan, emekli ve dar gelirli vatandaş için hayat, rakamlardan çok daha ağır bir anlam taşıyor. Maaşlar cebe girmeden eriyor, temel ihtiyaçlar her ay biraz daha ulaşılmaz hale geliyor.

Özellikle son yıllarda artan kira fiyatları, enerji giderleri ve gıda maliyetleri, vatandaşın bütçesini adeta kuşatma altına aldı. Bir zamanlar aile bütçesinde önemli bir yer tutan sosyal ve kültürel harcamalar artık lüks olarak görülüyor. İnsanlar tatili, kitap almayı, çocuklarının sosyal faaliyetlerini değil; mutfak masraflarını ve faturalarını nasıl karşılayacağını düşünüyor.

Ekonomik göstergeler büyüme rakamlarından söz edebilir. Ancak vatandaşın günlük hayatında hissedilmeyen hiçbir büyüme, gerçek anlamda refah olarak değerlendirilemez. Eğer çalışan bir insan tam zamanlı emek vermesine rağmen insanca yaşayacak bir gelir elde edemiyorsa, burada sorgulanması gereken ciddi bir ekonomik yapı sorunu vardır.

TÜRK-İŞ’in verileri, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını da ortaya koyuyor. Mutfak enflasyonunun yıllık yüzde 40’ın üzerinde seyretmesi, özellikle sabit gelirli kesimlerin alım gücünü her geçen gün biraz daha düşürüyor. Market raflarındaki fiyatlar değiştikçe, vatandaşın yaşam standardı da geriliyor.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, gelir ile yaşam maliyeti arasındaki makasın giderek açılmasıdır. Açlık sınırının 35 bin lirayı, bekâr bir çalışanın yaşama maliyetinin 45 bin lirayı aştığı bir ortamda milyonlarca insanın çok daha düşük gelirlerle hayatını sürdürmeye çalışması, ekonomik olduğu kadar sosyal bir meseledir.

Unutulmamalıdır ki insan onuruna yakışır bir yaşam, herhangi bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Ekonomik politikaların başarısı da ancak vatandaşın sofrasına, cebine ve yaşam kalitesine yansıdığı ölçüde anlam kazanır. Açlık ve yoksulluk sınırlarının sürekli yükseldiği bir ülkede, asıl konuşulması gereken konu rakamların kendisi değil, bu rakamların ardındaki insan hikâyeleridir.

Çünkü her istatistiğin arkasında geçim derdiyle mücadele eden milyonlarca insan bulunmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz